İmrenmek Neden Olur? Felsefi Bir Bakış Açısı Felsefe, insanın varoluşunu, anlamını ve evrende kendini nasıl konumlandırması gerektiğini sorgulayan bir disiplindir. Her duygu, düşünce ve eylem, insanın dünyayla ilişkisini ortaya koyar. İmrenmek de, insanın duygusal ve düşünsel derinliklerine dair önemli ipuçları sunan bir hissiyat olarak karşımıza çıkar. Peki, biz insanlar neden imreniriz? Bu soruya, felsefi bir bakış açısıyla yaklaşmak, bizi hem bireysel hem de toplumsal varoluşumuzu sorgulamaya yönlendirebilir. İmrenmek, sadece bir duygusal tepki mi yoksa daha derin bir ontolojik, epistemolojik ve etik meseleyi mi içeriyor? Bu yazıda, imrenmenin doğasını ve nedenlerini, felsefenin temel alanları olan etik, epistemoloji ve ontoloji çerçevesinde inceleyeceğiz.…
8 YorumEtiket: bir
Hangi Katılım Bankası İslam’a Uygundur? Felsefi Bir Bakış Bir Filozofun Perspektifinden: Etik, Epistemoloji ve Ontolojinin Kesiştiği Nokta Felsefe, insan düşüncesinin derinliklerine inmeyi ve hayatı anlamaya çalışmayı amaçlar. Bu yolculuk, bazen somut ekonomik tercihleri incelemeye, bazen ise soyut etik ve değerler üzerine tartışmalara yol açar. İslam’ın ekonomi anlayışı, tıpkı diğer inanç sistemleri gibi, bir bütün olarak insan yaşamının düzenlenmesine yönelik derin felsefi bir temele dayanır. Bir katılım bankasının İslam’a uygun olup olmadığını sorgulamak, sadece finansal ürün ve hizmetlerin uygulanabilirliğini incelemekle kalmaz, aynı zamanda etik, epistemolojik ve ontolojik soruları da gündeme getirir. İslam’a uygun bir katılım bankasının varlığı, bir anlamda, insanın adalet,…
6 Yorum1945 Şarkı Sözü Kimin? Felsefi Bir Bakışla Zamanın ve Kimliğin İzinde Felsefe, insanı sorulara sürükleyen, varlık ve anlam üzerinde düşünmeye teşvik eden bir alandır. Zaman, varlık ve kimlik üzerine yapılan her felsefi sorgulama, nihayetinde insanın kendi varlığını nasıl kavradığı ve çevresiyle ilişki kurma biçimini sorgular. 1945 gibi derin bir anlam taşıyan bir şarkının sözleri de tam olarak bu tür bir sorgulamanın parçasıdır. Zamanın tinsel bir iz bırakışı, insanlık tarihinin travmalarını ve toplumsal değişimlerini müziğe döken bir dilin yansımasıdır. Ancak, bu şarkının sözlerinin kime ait olduğu sorusu, sadece bir müzik meselesinden öteye geçer; aynı zamanda kimlik, etik ve zamanın izleri üzerine…
8 YorumKağan Hangi Devletin Kurucusu? Türk Tarihinin Gizemli Yolculuğu Tarih kitaplarını karıştırırken ya da bir belgesel izlerken “Kağan” kelimesi kulağımıza sıkça çalınır. Peki hiç düşündünüz mü, bu unvan kime aittir, hangi devleti kuran liderler “Kağan” olarak anılmıştır? Gelin, Orta Asya’nın bozkırlarında at koşturan cesur savaşçılardan biri olan Kağan’ın izini birlikte sürelim. Kağan Ne Demek? Unvanın Derin Anlamı “Kağan” kelimesi, Türk ve Moğol kültürlerinde “hükümdarların hükümdarı” anlamına gelir. Yani sadece bir lider değil, diğer tüm liderleri yönetme gücüne sahip en üst otoritedir. Bu unvan, özellikle Orta Asya’da kurulan büyük Türk devletlerinde devlet başkanlarına verilmiştir. Göktürk Kağanlığı, Uygur Kağanlığı ve hatta daha sonraları…
8 YorumSu, Işık ve Acı Arasında: “Duş Almak Güneş Yanığına İyi Gelir mi?” Sorusu Üzerine Felsefi Bir Düşünme Bir filozof için her soru, yalnızca pratik bir merak değil, aynı zamanda varoluşun derinliklerine açılan bir kapıdır. “Duş almak Güneş yanığına iyi gelir mi?” sorusu da bu bağlamda yalnızca bir dermatolojik mesele değil, insanın acıyla, arınmayla ve doğayla kurduğu ilişkinin yansımasıdır. Güneş bizi ısıtan güç olduğu kadar, bazen yakıcı bir öğretmendir de. Su ise bu öğretiden arta kalan yanıkları yatıştırmaya çalışan bilge bir denge unsurudur. Bu yazı, suyla ışığın kesiştiği bu varoluşsal sahneyi, etik, epistemolojik ve ontolojik perspektiflerden ele alıyor. Etik Perspektif: Acıyla…
8 YorumPavlov Modeli Nedir? Edebiyatın Dönüştürücü Hafızasında Bir Deneyin İzleri Kelimeler bazen bir çanın sesi gibidir; insanın içinde yankılanır, onu uyarır, harekete geçirir. Edebiyat da tıpkı Pavlov’un deneyindeki o ünlü çan gibi, duygularımızı koşullandırır, belleğimizi şekillendirir, bizi hatırlamaya ve hissetmeye davet eder. Bir yazarın dili, bir köpeğin salyasına değil, bir insanın içsel dünyasına, bilinçaltına tepki üretir. İşte bu yüzden Pavlov modeli yalnızca bir psikoloji terimi değildir; aynı zamanda edebiyatın ruhuna işlemiş derin bir metafordur. Davranışın Bilimsel Temeli: Pavlov Modeli Pavlov modeli, Rus fizyolog Ivan Pavlov’un 19. yüzyılın sonlarında yaptığı klasik koşullanma deneyine dayanır. Pavlov, köpeklerin yalnızca yiyeceği gördüklerinde değil, yemekle ilişkilendirdikleri…
8 YorumNeden Ağlarız? Ritüeller, Kimlikler ve Toplumsal Hafıza Üzerine Antropolojik Bir Yolculuk Giriş: Bir Antropoloğun Merakıyla Gözyaşının İzinde Kültürlerin çeşitliliğini merak eden bir antropolog olarak, beni en çok büyüleyen olgulardan biri şudur: Her kültür ağlar, ama herkes farklı şekilde ağlar. Kimi sessizce gözyaşı döker, kimi yüksek sesle ağıt yakar; kimisi ağlamayı zayıflık, kimisi ise kutsal bir arınma olarak görür. Ağlamak evrensel bir biyolojik refleks gibi görünse de, aslında derin bir kültürel anlamlar ağı içinde şekillenir. Antropoloji bize gösterir ki gözyaşı sadece tuzlu bir sıvı değil, aynı zamanda insanlığın ortak ritüellerinden biridir. Peki gerçekten, neden ağlarız? Sadece acıdan mı, yoksa kültürel kimliğimizi…
6 YorumGüldür Güldür Show Gösterisi Ne Kadar Sürüyor? Ekonomik Bir Bakış Bir ekonomist için her şey bir “kaynak” meselesidir: zaman, emek, para ve hatta kahkaha. İnsan davranışlarını anlamak yalnızca üretim veya tüketim eğilimleriyle değil, insanların eğlenceye, dinlenmeye ve mutluluğa nasıl yatırım yaptıklarıyla da ilgilidir. Kaynakların sınırlılığı ve seçimlerin sonuçları kavramı, ekonominin olduğu kadar kültür endüstrisinin de temelini oluşturur. Bu perspektiften bakıldığında, “Güldür Güldür Show gösterisi ne kadar sürüyor?” sorusu yalnızca bir zaman sorusu değildir; aynı zamanda bir ekonomik denge sorusudur. Zaman: En Değerli Ekonomik Kaynak Güldür Güldür Show’un bir bölümü ortalama olarak 90 ila 120 dakika arasında sürmektedir. Ancak bu süre,…
8 YorumDünyada Kaç Çeşit Gül Vardır? Güç İlişkileri ve Toplumsal Yapılar Üzerine Bir Siyaset Bilimi Perspektifi Güller: Bir Toplumsal Yapının Sembolü Bir siyaset bilimci olarak, dünyadaki her bir yapı ve sistemin birbirine bağlı olduğuna inanırım. Sadece devletler ya da kurumlar değil, doğanın unsurları da toplumsal düzenin simgeleri olabilir. “Dünyada kaç çeşit gül vardır?” sorusu, ilk bakışta basit bir botanik sorusu gibi görünse de, aslında çok daha derin toplumsal ve politik anlamlar taşır. Güller, güç, iktidar, ideoloji ve vatandaşlık gibi toplumsal dinamiklerle iç içe geçmiş semboller olabilir. Bu yazıda, güllerin farklı çeşitlerini, toplumsal yapılarla, ideolojik düşüncelerle ve güç ilişkileriyle nasıl bağdaştırabileceğimize dair…
6 YorumGotların Menşei ve Hayatı Kimin Eseri? – Siyaset Biliminin Işığında Güç, Tarih ve Kimlik Bir siyaset bilimci olarak insanlık tarihini yalnızca savaşlar ya da hükümet biçimleriyle değil, iktidarın anlatılar üzerindeki etkisiyle anlamaya çalışırım. Tarih dediğimiz şey, çoğu zaman kazananların kaleminden yazılmış bir güç metnidir. “Gotların menşei ve hayatı kimin eseri?” sorusu da bu bağlamda yalnızca bir tarih sorusu değildir; bir iktidar sorusudur. Çünkü geçmişin kimin tarafından, hangi amaçla anlatıldığı, bugünün toplumsal düzenini şekillendiren ideolojik zemini belirler. Gotların Menşei ve Hayatı: Tarihsel Arka Plan “Gotların menşei ve hayatı” (De origine actibusque Getarum) adlı eser, 6. yüzyılda tarihçi Jordanes tarafından kaleme alınmıştır.…
4 Yorum