Ölen Her Canlı Mutlaka Fosilleşir Mi?
Kayseri’nin dar sokaklarında, gün batımının son ışıkları, taş binaların arasından sızarak kasvetli bir huzur yaratıyordu. İşte o an, köşe başındaki eski kahveci dükkânının önünden geçerken, sanki bir anlığına her şey durdu. O kadar netti ki, geçmişin ve geleceğin iç içe geçtiği o an, bana bir soru sordu: Ölen her canlı mutlaka fosilleşir mi?
Bir hafta önce, eski okul arkadaşım Merve’nin annesi vefat etti. İnsanın en yakınını kaybetmesi, bir çığlık gibi gelir ya, bu da öyleydi. Merve’nin evine gittiğimde, annesinin ölümüyle ilgili ilk defa düşündüm: Ne kadar kalıcıydı gerçekten yaşam? Bütün o anılar, paylaşılan kahkahalar ve gözyaşları; hepsi kaybolup gidiyor muydu? Annesi gitmişti, ama Merve’nin kalbinde, hayatında, çevresinde hep yaşayacaktı. Peki ya, fosilleşen canlılar? Yani, bir gün bu kadar küçük ve önemsiz görünen bedenler de fosilleşecek miydi?
Geriye Ne Kalır?
Bir düşünün, bir canlı yaşamını yitiriyor ve ardından bir daha asla geri gelmiyor. Vücudu zamanla çürüyüp, kayboluyor. Ama belki de, bir gün, yıllar sonra, binlerce yıl sonra, o canlının izleri bir şekilde fosilleşir. Bir yerlerde, toprak altına gömülmüş, tarihin derinliklerinde iz bırakan bir varlık. Ama o anı yaşarken, geriye kalacak olan neydi? Yaşamın güzellikleri ya da kaybolmuş bir anının silik hatırası?
Merve, annesinin kaybından sonra çok zor bir dönemden geçti. O kadar derin bir boşluk vardı ki, insan kelimelerle ne söyleyebilir ki? Gidip bir çiçek aldım, belki bir nebze olsun acısını hafifletir diye düşündüm. Ama ne çiçek ne de sözler, acıyı hafifletebilirdi. Sadece yanındaydım, duygularımı içimde tutarak, onun üzüntüsüne bir şekilde ortak olmaya çalışıyordum.
İçimde de bir acı vardı, ama Merve’nin acısıyla karışan bu his, beni bir an düşündürdü: Ölen her canlı gerçekten fosilleşir mi? Ya biz, hayatta olduğumuzda, hepimizi tanıyıp hatırlayacak olan birileri olacak mı? Ya da unutturulacak mıyız, yok olacak mıyız, tıpkı taşlaşan o eski canlılar gibi?
Kayseri’nin Sokaklarında Bir Gecede
Geceyi beklemek ve şehirde yalnız başına yürümek, bazen insanın ruhuna iyi gelir. O akşam, Merve’nin acısını kafamdan atmak için dışarı çıktım. Kayseri’nin dar sokakları, bana bir şeyleri hatırlatıyordu. Her taş, her eski bina bir zamanlar bir canlının yaşam alanıydı. Şehri gezdikçe, her adımda zamanın nasıl akıp gittiğini düşündüm. Her bir anı, bir fosil gibi kalıyordu. Yıllar sonra bu sokaklar, benim ve kaybettiğimiz insanların izlerini taşır mıydı? Zamanın etkisiyle taşlaşan her şey, bir gün kaybolacak mıydı?
Bir köşede, eski bir kahveci vardı. Ahşap masalarda oturup saatlerce geçmişi tartışan yaşlı adamlara selam verdim. O an, bir an için gözlerim uzaklara daldı. Neden insan fosilleşme kavramını bu kadar büyütür? Yaşamı sadece bir son olarak görmek ne kadar yanıltıcıydı. O yaşlı adamların her birinin bir zamanlar çocuk olduğuna, hayaller kurduğuna ve bir noktada fosilleşmiş bir anı bıraktığına inandım. Birisi “her şey geçicidir” demişti bir zamanlar ama belki de her şeyin geçici olması, zamanın bizi unutmaması içindi.
Bir fosil, zamanın bir parçasıydı. Ona bakıldığında, kaybolan bir anı, bir yaşam izi olarak kalıyordu. Yani, hayattaki her şeyin fosilleşmesi mümkün müydü? Belki de değil. Ancak geriye kalan her şey, o hayatın bir parçasıydı. Yaşadığımız, sevdiklerimizle paylaştığımız her anın fosilleşmiş bir hali vardı. Belki bir taşın üzerinde, belki bir hatıranın derinliğinde… O kadar ince ve soğuk bir hatıra, her zaman bir anı olarak kalıyordu.
Sonra O Anı Yakaladım
Gecenin sessizliğinde, sokakları dolaşırken bir şey fark ettim. Her canlı, zamanla yerini başka bir şeye bırakıyor. Merve’nin annesi gitmişti, ama onun her anı, küçük bir fosil gibi yaşıyor. Çünkü geriye sadece bedenin değil, hislerin de kalacağına inanıyorum. Kaybolmuş bir kişi sadece bedeniyle kaybolmaz; onun izleri, etrafında var olan insanlarda, paylaşılan anılarda yaşamaya devam eder.
O an, sokakların derinliklerinde dolaşırken, yaşamın ne kadar kısa olduğunu düşündüm. Ama aynı zamanda, her anının bir fosil gibi kalabileceğine inandım. Yaşamı geçici görmek, zamanın bir noktada birikmesi anlamına gelir. Bir insanın hayatı, kaybolmuş gibi görünse de, geriye kalan izlerle var olmaya devam eder.
Merve, annesinin kaybıyla yüzleştiğinde, zamanın geçici olduğunu, fakat yaşadığı her anın ne kadar değerli olduğunu anlamıştı. Ona bir teselli sunamadım belki, ama onu bir fosil gibi hatırlayacağımdan emindim. O kaybolan bir insan değil, sadece zamanın bir parçasıydı.
Gerçekten Fosilleşir Misin?
Hayat ne kadar kısa olsa da, her şeyin bir iz bırakacağına inanıyorum. Zamanın her geçişi, bizleri kaybettikçe, yaşadıklarımızın bir fosil gibi dünyada kalmasına sebep oluyor. Merve’nin annesinin kaybı, bana bu soruyu tekrar sordurdu: Ölen her canlı mutlaka fosilleşir mi? Belki fosil kelimesi her zaman toprak altında taşlaşan bir kalıntıyı çağrıştırıyor ama ben buna inanıyorum: Bir insanın hatırası, bir taş kadar kalıcı olabilir, bir çiçek kadar hassas olabilir, ama bir şekilde kalır. Bu hayat, her şekilde iz bırakır.