Kur’an-ı Kerim’de adı geçen ilk sahibi kimdir? Sorunun düşündüren ve biraz da gülümseten cevabı
Merhaba! Solenenerji sayfasına hoş geldiniz. Bugün gündemimizde “Kur’an-ı Kerim’de adı geçen ilk sahibi kimdir” var.
Sabah kahvesini elime almış, balkonda İzmir’in o kendine has havasını dinlerken aklıma yine insanlığın klasik sorularından biri takıldı: “Kur’an-ı Kerim’de adı geçen ilk sahibi kimdir?”
Böyle sorular var ya, insanın zihninde küçük bir toplantı başlatıyor. Beyin hemen takım elbiselerini giyip ciddi bir toplantıya giriyor.
“Arkadaşlar, önemli bir konu var.”
Mantık müdürü öne çıkıyor:
“Öncelikle ‘sahip’ kelimesini hangi anlamda kullandığımızı belirlemeliyiz.”
Duygusal tarafım hemen araya giriyor:
“Bir dakika, önce kahveyi bitirelim. Aç beyinle büyük sorulara cevap verilmez.”
Benim iç dünyam bazen gerçekten kalabalık bir apartman gibi. Her kafadan bir ses çıkıyor. Ama bazı sorular var ki insanı durdurup düşündürüyor. Kur’an-ı Kerim’de adı geçen ilk sahibi kimdir sorusu da bunlardan biri.
“Sahip” kelimesiyle ne anlatılmak isteniyor?
Öncelikle küçük ama önemli bir noktayı açıklamak gerekiyor. “Kur’an-ı Kerim’de adı geçen ilk sahibi kimdir?” ifadesi genellikle “Kur’an’ın sahibi kimdir?” anlamında sorulduğunda cevap, İslam inancına göre Allah’tır.
Kur’an’ın birçok ayetinde kitabın Allah tarafından indirildiği, onun ilahi bir kelam olduğu ifade edilir. Yani burada bahsedilen “sahiplik”, bir insanın bir eşyaya sahip olması gibi düşünülemez. Çünkü benim telefonumu masanın üzerine koyup “bu benim” dememle, ilahi bir kitabın kaynağını anlatmak aynı şey değildir.
Gerçi insan bazen günlük hayatta sahiplik kavramını biraz fazla büyütüyor.
Geçenlerde arkadaş ortamında biri yeni aldığı telefonu gösteriyordu.
“Buna gözüm gibi bakıyorum,” dedi.
Ben de içimden düşündüm:
“İnsan bazen telefonuna gösterdiği özeni kendi ruhuna göstermiyor.”
Sonra bunu söylemedim tabii. Çünkü arkadaş ortamında derin felsefe yapmaya başlarsan beş dakika sonra herkes telefonuna bakmaya başlıyor. Ben de sosyal hayatımı korumak adına sustum.
Kur’an’ın sahibi kimdir sorusunun manevi tarafı
Kur’an-ı Kerim, Müslümanlar için Allah’ın insanlara gönderdiği kutsal kitaptır. Bu nedenle onun gerçek sahibi Allah olarak kabul edilir. İnsanlar ise Kur’an’ın sahibi değil, onu okuyan, anlamaya çalışan ve hayatına taşımaya gayret eden kullardır.
Bunu şöyle düşünmek mümkün:
Bir öğretmen öğrencisine çok değerli bir kitap hediye etse, öğrenci kitabı elinde tutabilir, okuyabilir, notlar alabilir. Ama kitabın asıl kaynağı ve onu gönderen kişi hâlâ öğretmendir.
Kur’an ile insan arasındaki ilişki de sadece “bir kitaba sahip olmak” değildir. Daha çok bir rehberle yolculuk etmeye benzer.
Ben bazen navigasyonu bile yanlış takip eden bir insanım. İzmir’de yıllardır yaşayıp hâlâ bazı sokaklarda “Ben buraya daha önce geldim mi?” diye düşündüğüm oluyor.
Telefon:
“200 metre sonra sağa dönün.”
Ben:
“Emin misin?”
Telefon:
“Ben uyduyla çalışıyorum, sen hâlâ kararsızsın.”
Hayat yolculuğunda da insan bazen yönünü şaşırabiliyor. İşte kutsal kitapların insanlar için rehber olmasının temel sebeplerinden biri de bu.
Kur’an-ı Kerim’de adı geçen ilk sahibi kimdir sorusu neden merak edilir?
İnsan zihni başlangıçları sever. İlk insan kimdi? İlk şehir nerede kuruldu? İlk kelime neydi? İlk kitap hangisiydi?
Çünkü “ilk” kelimesi insanın merak duygusunu harekete geçirir.
Çocukken bile böyle değil miydik?
Bir oyuncağımız olurdu, arkadaşımız sorardı:
“Bunu ilk kim aldı?”
Hemen cevap verme ihtiyacı hissederdik.
“Ben aldım.”
Çünkü insan kendisini hikâyenin başlangıcında görmek ister.
Kur’an söz konusu olduğunda da insanlar onun kaynağını, mesajını ve anlamını daha iyi kavramak için çeşitli sorular sorar. “Kur’an-ı Kerim’de adı geçen ilk sahibi kimdir?” sorusu da aslında daha büyük bir merakın parçasıdır: Bu kitap nereden gelmiştir ve kimin mesajını taşır?
İnsanın sahip olduklarıyla kurduğu ilginç ilişki
Benzer Konular: Kur'an'da adı geçen ama peygamber olmayan 3 kişi kimlerdir ?
Günlük hayatta sahip olduğumuz şeylere bazen gereğinden fazla anlam yükleyebiliyoruz.
Bir kıyafet alırız, dolaba koyarız.
Sonra bir gün dolabı açarız.
“Ben bunu ne zaman aldım?”
Dolap sessizce cevap verir:
“Hatırlamıyorsun ama bana yer kaplatıyorsun.”
Benim de bazen böyle durumlarım oluyor. Bir şey satın alıyorum, birkaç ay sonra unutuyorum. Sonra fark ediyorum ki insanın gerçek değer verdiği şeyler çoğu zaman satın aldıkları değil; yaşadıkları, öğrendikleri ve kalbinde taşıdıkları oluyor.
Bu açıdan bakıldığında Kur’an ile kurulan bağ da bir sahiplik yarışından çok anlam arayışıdır.
Bir insan Kur’an’ı evinde bulundurabilir. Ama asıl mesele sadece rafta durması değildir. Onun mesajını anlamak, düşünmek ve hayatına yansıtmak önemlidir.
Kur’an’ın sahibi olmak mı, Kur’an ile yol bulmak mı?
Bazen insanlar bir şeye sahip olmanın onu anlamakla aynı şey olduğunu düşünebilir.
Bir kitabın kapağına sahip olmak kolaydır. Ama içindeki düşünceleri hayatına geçirmek asıl meseledir.
Mesela spor salonuna kayıt olmakla spor yapmak aynı şey değildir.
Bunu çok iyi biliyorum.
Bir dönem spor salonuna yazıldım. İlk hafta motivasyonum müthişti.
“Bu kez değişiyorum,” dedim.
İkinci hafta aynaya baktım.
Ayna:
“Bir gelişme var mı?”
Ben:
“İç dünyamda çok gelişme var.”
Ayna:
“Ben kaslardan bahsediyorum.”
İşte insan bazen niyet ile sonuç arasında uzun bir yol olduğunu fark ediyor.
Kur’an’ı anlamaya çalışmak da böyle bir süreçtir. Sadece ismini bilmek değil, mesajını kavramaya çalışmak önemlidir.
Kur’an’da Allah’ın isimleri ve ilk mesajın önemi
Kur’an’da Allah’ın farklı isimleri ve sıfatları birçok ayette geçer. Rahman, Rahîm, Âlim, Hâlık gibi isimler Allah’ın özelliklerini anlatır.
Kur’an’ın başlangıcında yer alan Fatiha Suresi’nde de Allah’ın âlemlerin Rabbi olduğu ifade edilir. Bu ifade, yaratıcı ile yaratılan arasındaki ilişkiye dikkat çeker.
İnsan kendisini bazen hayatın merkezine koymaya çok meyillidir.
Telefon şarjı yüzde beşe düşünce panik oluruz.
“Eyvah, hayatım bitiyor.”
Aslında hayatımız bitmiyor, sadece telefon kapanıyor.
Ama bu küçük olay bile bize ne kadar bağlılık geliştirdiğimizi gösteriyor.
Daha büyük meselelerde ise insanın kendisini, hayatını ve varoluşunu sorgulaması gerekiyor.
Sonuç: İlk sahiplik Allah’a aittir
Kur’an-ı Kerim’de adı geçen ilk sahibi kimdir sorusunun cevabı, Kur’an’ın kaynağı ve sahibi anlamında düşünüldüğünde Allah’tır. İslam anlayışına göre Kur’an Allah’ın kelamıdır ve insanlara rehber olması için gönderilmiştir.
Fakat bu cevap sadece kısa bir bilgi değildir. Aynı zamanda insanın kendi yerini anlamasıyla ilgili derin bir düşüncedir.
İnsan sahip olduğunu düşündüğü birçok şeyi zamanla kaybedebilir. Ev değişir, eşyalar eskir, telefonlar yenilenir, moda değişir.
Dün çok değerli olan bir şey bugün çekmecenin köşesinde unutulabilir.
Ama anlam arayışı, doğruyu bulma isteği ve manevi yolculuk insanın hayatındaki en kalıcı meselelerden biridir.
Belki de bu yüzden bazı sorular sadece cevap almak için değil, düşünmek için sorulur.
Kur’an-ı Kerim’de adı geçen ilk sahibi kimdir sorusu da insanı yalnızca bir cevaba değil; yaratıcı, insan ve hayat arasındaki ilişkiyi anlamaya davet eden sorulardan biridir.
Ve bazen en güzel cevaplar, insanın biraz durup kendi içine bakmasıyla ortaya çıkar.
“Kur’an-ı Kerim’de adı geçen ilk sahibi kimdir” konusundaki yazımızı okuduğunuz için teşekkür ederiz. Solenenerji olarak sizlere her zaman kaliteli içerik sunmaya devam edeceğiz.