Geçişsiz Çatılı Eylem Nedir? Gündelik Hayatta Nasıl Çalışır?
Hayat bazen, kelimeler ve anlamlar arasında kaybolan bir labirente dönüşür. Bir yanda “geçişli” fiiller var, diğer yanda “geçişsiz” olanlar… Hadi bunları anlamak zor, tamam ama geçişsiz çatılı eylemler? Bu gerçekten ne demek? Bir de bunun üzerine mizah yapıp, her şeyin bir şekilde bağlantılı olduğunu düşündüğümüzde, karşımıza epey garip ama bir o kadar da eğlenceli bir durum çıkıyor.
Benim ismim Kaan, İzmir’de yaşayan, 25 yaşında, bir yanda sürekli espri yapan, diğer yanda ise her şeyi fazlasıyla düşünüp kafasında çözümlemeye çalışan biriyim. Arkadaş ortamlarında genellikle gündelik hayatın komik yanlarıyla espriler yaparım, ama içten içe de sürekli bir felsefi analiz halindeyim. İşte bu yazıda da tam olarak böyle bir kafada olan biri olarak, “Geçişsiz çatılı eylem nedir?” sorusuna eğlenceli bir bakış açısıyla yaklaşacağım.
—
Geçişsiz Çatılı Eylem Nedir?
Şimdi, herkesin “geçişsiz çatılı eylem” diye bir kavramla tanışması biraz zorlayıcı olabilir. Çünkü tam olarak “geçişsiz” ve “çatılı” kelimeleri, dilde pek de yaygın olmayan türden. Hadi, durumu basitleştirelim: Geçişsiz çatılı eylemler, dildeki fiillerin, doğrudan bir nesneye ihtiyaç duymadan, yalnızca özneyle anlam kazanan türüdür. Yani, fiil bir yere geçiş yapmadan kendi başına bir anlam ifade eder.
Örneğin, “gülmek” bir geçişsiz çatılı eylemdir. Çünkü “gülmek” fiilini bir nesne olmadan kullanabilirsiniz: “Gülüyorum.” Kiminle, neyle? Sadece gülüyorum işte. Başka bir şey yok!
—
Gündelik Hayatta Geçişsiz Çatılı Eylem
Gündelik hayatta bazen geçişsiz çatılı eylemlerle ilgili öyle komik anlar yaşayabiliyoruz ki, anlatamam. Geçişsiz çatılı eylemler, tam da bunları anlatmak için bulunmaz fırsat. Mesela geçen gün arkadaş grubumuzla bir kafede oturuyorduk. Bir arkadaşım, “Ya ben hiç anlamıyorum ya, bazen çok ciddi konuşuyorum, sanki herkes beni yanlış anlıyor,” dedi.
Ben de hemen cevap verdim: “Abi, geçişsiz çatılı eylem gibi konuşuyorsun işte! Cümleye bir nesne eklemiyorsun, kimse ne olduğunu anlayamıyor!” Tabii, herkes bana garip garip bakmaya başladı, ama ben anlamıştım. Kafalarındaki anlam karmaşasını “geçişsiz çatılı eylem” diyerek özetlemiştim. O anda, kafede sessizlik hakim oldu ve ben de içimden şunu düşündüm: “Amaan Kaan, bunu ne kadar komik buldun? Senin bu ince esprilerle insanları boğman, hala biraz şüpheli!” Ama bir yandan da gururlanmıştım.
—
Geçişsiz Çatılı Eylemlerin Kısa Diyaloglarla Öne Çıkışı
Tabii, her “geçişsiz çatılı eylem” sadece cümle içinde durmaz. Çoğu zaman, o eylemler gündelik hayatımıza öyle bir şekilde nüfuz eder ki, onlarla küçük mini-diyaloglar bile yaratabiliriz.
Bir gün, arkadaşım Burak’la yürüyorduk. Havanın ne kadar güzel olduğuna dair bir sohbet başladı.
Ben: “Burak, bak hava ne kadar güzel, sanki doğa böyle gülümsüyor gibi.”
Burak: “Kaan, senin gülme halin var ya, o daha garip. Adam doğayı gülmekle ilişkilendiriyor.”
Ben: “Geçişsiz çatılı eylem işte! Havanın güzel olduğu bir durumu anlatırken, doğa bir nesne değil, bir anlam taşıyor.”
Burak: “Yine mi? Hani geçişsiz çatılı eylemlerdi? Ciddi misin? Benimle mi uğraşıyorsun?”
Ve tabii ki o an Burak, bana bakarken gözlerini devirip bir kahkaha attı. Ben de mutlu bir şekilde içimden “Evet, ben bunu söyledim” dedim. Geçişsiz çatılı eylemler bazen öyle bir yerden çıkıyor ki, cümleler çok anlamlı ve bir o kadar komik olabiliyor.
—
Geçişsiz Çatılı Eylemler ve Sosyal Medyanın Gücü
Bence sosyal medya, geçişsiz çatılı eylemlerin tam anlamıyla devreye girdiği bir yer. Özellikle, Twitter gibi platformlarda çoğu zaman insanların yalnızca kendi düşüncelerini yansıttığı, kimseye bir şey anlatmaya çalışmadığı anlarda “geçişsiz çatılı eylem” adeta bir sanat haline geliyor.
Düşünsenize, birini takip ediyorsunuz ve o sürekli “yazıyor” ya da “gülüyorum” gibi geçişsiz çatılı eylemlerle paylaşımlar yapıyor. Herkesin anlaması zor olsa da, bu tür bir durum insanın sosyal medyadaki dilini özel kılıyor.
Bir örnek verelim: “Gülüyorum ama neyle?” Bir yanda gülme fiili kullanılmış, diğer yanda hiçbir nesne yok. Ne mi oluyor? Tam anlamıyla geçişsiz çatılı eylem! Kimse ne olduğunu anlamasa da, kişi “gülüyorum” dediği anda bir anlam taşır. Bunu bir gün Twitter’da paylaştım, ondan sonra 50’ye yakın “gülme” emojisi geldi. Bir yandan düşünüyordum: “Bunu yazan ben miydim? Gerçekten, kimse anlamadı ama bir şekilde popüler oldu!”
—
Geçişsiz Çatılı Eylemlerle Kendi Kendini Eleştiren Bir Kaan
Evet, gelebileceğimiz son noktada ben de kendimi eleştireyim. Geçişsiz çatılı eylemlerle iç içe geçen hayatımda bazen fazla da derinlemesine düşünebiliyorum. Sonuçta, bu yazıyı yazarken ben de bir “geçişsiz” fiil gibi bir yerdeyim. Yani, tam olarak bir yere varmayacağım. Ama şunu kesinlikle biliyorum: Geçişsiz çatılı eylemler, hem dilin derinliklerine inme hem de sıradan bir gülümseme anlarını daha anlamlı hale getirme gücüne sahip.
Hadi, bir örnek daha yapalım. Mesela, diyelim ki sinemaya gitmeye karar verdik. Bu sırada, “film izliyorum” demek çok sıradan olur. Ama ben biraz daha yaratıcı olmak istiyorum. Şöyle diyebilirim: “Film var, ama bak izliyorum da!” Geçişsiz çatılı eylemi yine devreye sokmuş oluyorum. Anlam açısından eksik değil ama gözle görülür bir anlam derinliği var.
—
Sonuç: Geçişsiz Çatılı Eylemler Hayatımıza Neler Katıyor?
Yani, geçişsiz çatılı eylemler hayatımızın küçük ama önemli parçaları. Onlar, anlatılmak istenen anlamı başka türlü taşıyan fiiller. Günlük konuşmalarımızda, yazılarımızda ve sosyal medya paylaşımlarımızda bir şekilde yer buluyorlar. Bu basit ama derin kelime oyunları, bazen cümlelerin içine saklanmış komik bir dünyanın kapılarını aralıyor.
Bunu anladım: Geçişsiz çatılı eylemler dilin en eğlenceli taraflarından biri. Herkesin içinde bir miktar “geçişsiz çatılı eylem” olduğunu kabul etmek gerek. Ama korkma, hepimiz zaman zaman yanlış anlaşılan, derinlikleri olmayan ama bir şekilde anlam ifade eden eylemleriz.